RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

RAMAZAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.

Ruhumuza bahar gibi gelecek nice bayramlara…

Her yeni bayram farklı bir heyecan,

Taptaze bir başlangıç…

Bayramlar birlik beraberliği en doruk noktasında yaşadığım en güzel anlardan biri.

Bayram, bahçelerimizde açan gonca güller gibi gönüllerimize huzur, yüreklerimize su serpmeye geliyor. Onun huzuruyla bitsin üzüntülerimiz, sevinç dolsun yüreklerimize.

Bayram, ışığıyla gönüllerimizi aydınlatmaya, biz dünya misafirlerini mutlu etmeye geliyor… O’nun ışığıyla aydınlansın içimiz, işimiz, dünyamız. Kalmasın karanlıklarımız..

Bayramınız tüm sevdiklerinizle birlikte kutlu olsun. En güzel bayramlarınızdan bir bayram olsun… Yaşam heyecanınız ailece doruğa ulaşsın.

Ailenize, şirketinize, sektörümüze, ülkemize ve tüm insanlığa, tüm su kardeşlerimize sevgi, saadet ve hoşluklar taşımasını dileriz.

Gönlünüzden huzur, yüreklerinizden enerjiniz, ailelerinizden birlik ve beraberlik hiç eksilmesin. Gülen yüzünüz her daim gülsün…

Su ile yeşerin, su ile yaşayın, su ile hep taze, diri ve yeşil kalın….

Gelin bu bayramda daha çok sevelim, sevilelim…

Nice mutlu bayramlarda buluşmak dileğiyle...

Daha fazla
KANIMIZ KIRMIZI İKEN DAMARLARIMIZ NİÇİN MAVİDİR?

KANIMIZ KIRMIZI İKEN DAMARLARIMIZ NİÇİN MAVİDİR?

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir tnoktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimi pompalanır ve çevrim böyle devam eder. Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.  

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür. 

Kaynak: Lüzumsuz Bilgiler Kitabı, Yasin Şeref Asil, Liya Kitap, 2013

Daha fazla
İNSANLAR NASIL YÜZEBİLİYOR?

İNSANLAR NASIL YÜZEBİLİYOR?



Bir cismin suyun üstünde kalabilmesi için sudan hafif olması gerekir Ancak 120 kiloluk bir insanın suda çok rahat sırt üstü yattığını, çok zayıf bir kişinin ise suyun üstünde kalabilmek için debelendiği çok kez görmüşsünüzdür.  Burada önemli olan ağırlık değil yoğunluktur. Yani cismin hacim olarak bir santimetreküpünün veya bir litresinin ağırlığıdır.

İki konuyu birbirinden ayırt etmek lazımdır. Yüzme bilmek insanın suda bir noktadan diğerine bir şekilde gidebilmesidir ki, bunu insanın karadaki yürümesine veya koşmasına benzetebiliriz. Suyun üstünde kalmak ise karada ayakta durmak gibidir. Doğuştan bu yetenek bize verilmiştir.

uyun yoğunluğu, yani bir litresinin ağırlığı 1 kilogram olduğundan sadece1,00 olarak gösterilir. Kemiklerimizin yoğunluğu 1.80, adalelerimizin 1.05, vücudumuzdaki yağların 0.94, ciğerlerimizdeki havanın ise 0.00’dır. bu yoğunlukların vücudumuzdaki miktarlarına göre ortalaması alınınca, ortalama bir insanın vücudunun yoğunluğunun sudan biraz az olduğu görülür. Yani istesek bile suyun dibinde kalamayız, su bizi yukarı iter. Bu sadece insanlar için geçerli değildir.

Memeli hayvanların, koyunlar da dahil olmak üzere çoğunluğu suyun üstünde kalabilir. İnsanlarda çok adaleli olanlarla, bir deri bir kemik olanların yoğunlukları daha yüksektir ve suyun üstünde kalmaları pek rahat değildir. Kadınların vücutlarında erkeklere oranla daha çok yağ bulunduğundan, yoğunlukları nispeten azdır su onları daha rahat taşır. Yüzme sporu yapanlarda ise durum farklıdır. Özellikle erkeklerin uzun boylu ve ince olmaları gerekir. Bu yapıda olanların vücutlarının yoğunlukları ortalama insandan daha fazladır ama onlar için önemli olan, suyu en az direnci gösterecek vücut yapısıdır. Tuzlu su, tatlı sudan biraz daha yoğundur. Bu yüzden denizde yüzmek, tatlı su dolu bir havuzda yüzmekten daha rahattır ve tuzlu suda daha hızlı yüzülebilir.

Bütün diğer kara sporlarının aksine, yüzmede kadınların performansı erkeklere çok yakındır. Şüphesiz bunun nedeni ise kadınların erkeklere göre yoğunluklarının daha az olması ve böylece suyun onlara sağladığı kolaylıktır.

Bazı ülkelerde kadınlara havuzda, suyun içinde doğum yaptırıldığını medyada izlemişsinizdir. Doğan bebekler sağlıklı olarak suyun üzerine gelebilmekte, daha sonraki gelişmelerinde, suyun altında çok rahat hareket edebilmektedirler. Çünkü bebekler, ana rahminde su içindedirler. Suyun içinde olmak onlar için değişik değil, zaten alışık oldukları bir ortamdır.

Kaynak: Lüzumsuz Bilgiler Kitabı, Yasin Şeref Asil, Liya Kitap, 2013

 

Daha fazla
İNSAN BEYNİ 40’INDAN SONRA YAVAŞLIYOR

İNSAN BEYNİ 40’INDAN SONRA YAVAŞLIYOR

 ABD’de yapılan son araştırma, insan beyninin 39 yaşında azami hızla çalıştığını, ancak 40’ından sonra yavaşladığını ortaya koydu.Los Angeles’taki California Üniversitesinden uzmanlar, bu yavaşlamanın nedenini, nöron olarak bilinen sinir hücrelerini kaplayan yağlı zırhın orta yaştan sonra hasar görmesine bağlıyor.
Daha fazla
İNSAN KORKUNCA NİÇİN DİŞLERİ BİRBİRİNE VURUR?

İNSAN KORKUNCA NİÇİN DİŞLERİ BİRBİRİNE VURUR?

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

Daha fazla
HER BİR YAPRAĞIN ÖZGÜN BİR TASARIMA SAHİP OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

HER BİR YAPRAĞIN ÖZGÜN BİR TASARIMA SAHİP OLDUĞUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Her bir yaprağın özgün olduğunu, hiçbir yaprağın birbirinin aynısı olmadığını biliyor muydunuz?

Hiçbir meyve de aynı değil. Hiçbir elma, hiçbir erik bir diğerinin aynısı değil?

Yüce Yaratıcımız her birini özgün ve biricik yaratıyor.

Yaprak ve Altın Oran

Çevremizdeki bitkilere, ağaçlara baktığımızda, dalların ve yaprakların gelişigüzel, dağınık bir şekilde dizilmiş olduklarını düşünebiliriz. Oysa, her ağaçta, hangi dalın nereden çıkacağı ve yaprakların dal çevresindeki dizilişleri, hatta çiçeklerin simetrik şekilleri dahi belirli sabit kurallar ve mucizevi ölçülerle belirlenmiştir.

Daha fazla
HAYVANLAR NİÇİN KIŞ UYKUSUNA YATARLAR?

HAYVANLAR NİÇİN KIŞ UYKUSUNA YATARLAR?

Kış mevsimi yaklaştıkça, hava soğur, günler kısalır, yapraklar renk değiştirir ve yere düşerler, kar toprağın üzerini kaplar. İnsanlar sıcak alışveriş merkezlerinde ihtiyaçlarını alıp, sıcak arabalarında, sıcak evlerine gelirler.

Üzerlerine kazaklar, hırkalar giyerler. İyi de, tabiatta doğal ortamda  yaşayan hayvanlar kışı nasıl geçirir, hiç düşündünüz mü bir kısmı daha ılıman yerlere göçerler. Bu konuda kuşlar ve balıklar avantajlıdır. Bazıları kendilerini kışa adapte ederler, daha kalım yeni tüyler çıkarırlar. Hatta bazı tavşan türlerinde karda saklanabilmek için tüyler beyazlaşır. Bazıları yiyeceklerini önceden depoladıkları bir sığınak bulurlar. Bazıları da toprakta derin tüneller açarlar ama bazıları için de kış mevsimini uyuyarak geçirmekten başka çare yoktur.

Genellikle ayıların kış uykusuna yattıkları bilinir ama bu doğru değildir. Gerçi ayılar kışın mağaralarda uzun uzun uyurlar ama bu kış uykusu değildir. Normal canlılarda uyanıkken ve uyku halindeyken, vücut ısısında ve metabolizmanın çalışmasında ciddi bir fark yoktur. Oysa kış uykusu, hayvanların hayat ile ölümü ayıran çizgiye kadar gelmeleri şeklinde tanımlanabilir. Bazı hayvanların kış uykusuna yatmalarının iki sebebi vardır: havanın çok soğuması ve yiyecek bulma güçlüğü. Soğuk havada yaşayabilmek için hayvanların daha çok enerjiye ihtiyaç duymalarına rağmen karlı kış günlerinde yiyecek bulma imkânı azalır.

Kış uykusu bu zor mevsimde hayvanın enerji ihtiyacını azaltır, enerji tasarrufu sağlar. Kış uykusu bildiğimiz şekilde uyumak değildir. Buna bilim dilinde’ hibernasyon’ diyorlar. Vücut ısısının ortam sıcaklığına düştüğü bu durumu birçok balık türünde, kurbağalarda, sürüngenlerde, kuşlarda ve memelilerde görebiliyoruz. Hakiki anlamda kış uykusuna yatan bir hayvanı (hibernatör) gördüğünüzde, ölmüş olduğunu sanabilirsiniz. Vücut ısıları sıfır dereceye kadar düşebilir. Bir dakika içinde sadece birkaç kez nefes alırlar, kalp atış hızı o kadar düşüktür ki, hissedilmez bile. Havalar ısındığında ise vücudun normal düzene geçmesi sadece birkaç saat alır.

Kış uykusuna yatan hayvanlar, uyku süresince kendi vücutlarındaki yağı tükettikleri gibi ara ara uyanarak bulundukları yere yazdan stok ettikleri yiyeceği yiyenler de vardır.
Kış uykusu sırasında hayvanlar vücut ağırlıklarının yüzde kırkına yakınım kaybederler. Bu kaybın yüzde 90'ma periyodik olarak uyanmalardaki ısı üretimi ve enerji kaybı sebep olurken geri kalan yüzde 10 kayıp ise uyku sırasında olur. Kış uykusu kış boyunca sürmez. Hayvanlar havaların soğumaya başlaması ile birkaç günlük bir uyku periyoduna girerler. Kış mevsiminin şartlan ağırlaştıkça bu periyotlar uzar.

Kaynak: Lüzumsuz Bilgiler Kitabı, Yasin Şeref Asil, Liya Kitap, 2013

Daha fazla
HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? HİKÂYELERLE, HİKAYE DİLİ İLE ANLATIM NEDEN ÇOK DAHA ETKİLİDİR?

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? HİKÂYELERLE, HİKAYE DİLİ İLE ANLATIM NEDEN ÇOK DAHA ETKİLİDİR?

Hikâyelerle anlatımın önemi, kalıcı etkisi, iletişimdeki başarısı her gün arttığını görüyoruz.  Kur’an-ı Kerimde,  Hz. Mevlana (ks), Anadolu ninnilerinde, Kelile ve Dimne’de ve pek çok edebi eserlerde, anlatımlarında hikâyelerden istifade edilmiştir. Bizde iş ve özel hayatımızda hikâyelerin dilini öğrenmeli, kullanmalıyız diye düşünüyorum. Çiğdem Aslantaş hanımefendinin  açıklaması hikayelerin neden etkili olduğunu ne güzel açıklamaktadır:

“Beyinlerimiz hikayeleri ve onları yaratırken kullandığımız metaforları sever. Salt rasyonel veriye dayalı aktarımların aksine, bilgi, bu tarz kurgularda beynimiz tarafından daha etkin bir şekilde işlenir. Bunun sebebi duygularımızın anlatıcı/bilgi sunucu tarafından tetiklenip tetiklenmemesinde yatmaktadır. Hikâyeler aracılığıyla uyandırılan bu duygular, hızlı bir biçimde kişisel deneyimlerimizle bir bağ kurar. Bu süreçte beynin neredeyse tüm bölgeleri harekete geçer ve yaşanmakta olduğumuz an duygu yüklü bir ana dönüşür. Böylece nötr anılara göre olaylar hafızamızda daha uzun kalır ve sonrasında hatırlanması gerekenler klasörüne eklenir.

Aslında bu durum metaforik olarak belli bir bilgi parçasının üstüne “önemli” işaretinin olduğu kimyasal bir damga vurmak gibidir.” 

Daha fazla
HAFIZA İÇİN GÜNDÜZ 6 DAKİKA UYKU İYİ GELİYOR.

HAFIZA İÇİN GÜNDÜZ 6 DAKİKA UYKU İYİ GELİYOR.

Alman bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, çok kısa şekerlemeler bile hafızanın tazelenmesinde büyük fayda sağlıyor. Hafızanın sadece 6 dakikalık uykuyla yenilendiği teorisi, bilim dünyasında bir ilk kabul ediliyor.
Geçmişte yapılan birçok çalışma, hafızanın tazelenmesinde uyku düzeninin önemli rol oynadığını kanıtlamıştı. Düsseldorf Üniversitesi’nden bilim adamları da çok kısa süreli uykuların hafıza üzerindeki etkilerini ölçen bir araştırma yaptı.
Daha fazla
GÜNDE BİR BARDAK YEŞİL ÇAY DAMARLARI AÇIYOR.

GÜNDE BİR BARDAK YEŞİL ÇAY DAMARLARI AÇIYOR.

Günde bir bardak yeşil çayın damarları hızla açarak kalp sağlığına önemli katkıda bulunduğu belirlendi. Akina Tıp Okulu kardiyoloji bölümünden Dr. Nicholas Aleksopulos’la ekibi, omuzdan bileğe uzanan ve vücuttaki kan akışının iyi bir göstergesi olan brakiyal (koldaki) damarların, bazı sıvılar alındığındaki durumunu ultrasonla inceledi.Bir grup sağlıklı deneğe yeşil çay, kafein ve sıcak su verildi. Her bir sıvıyı aldıktan sonra deneklerin brakiyal damarlarının durumuna bakıldı.
Daha fazla

CEVİZ GERÇEKTEN BEYNE FADYALI MI?

Cevizin, uzun yıllardan beridir beyne benzediği için beyne faydalı olduğu söyleniyor. Peki bu doğru mu?

Soruya kısaca cevap vermek gerekirse; Evet Omega-3 eksikliğinde beyin fonksiyonlarını düzgün gerçekleştiremez. Vücutta stres seviyesi artar, buna bağlı olarak zihinde deformasyonalar meydana gelir. Ceviz başlı başına bir omega-3 deposudur. Ceviz yemek sadece bu yüzden bile, beyin sağlığınızı korumanın en iyi yollarından biridir.

Daha fazla
BARDAKTAKİ BUZLAR NİÇİN BİRBİRLERİNE YAPIŞIRLAR?

BARDAKTAKİ BUZLAR NİÇİN BİRBİRLERİNE YAPIŞIRLAR?

İlginizi çekti mi? Hiç merak ettiniz mi?

Buzun erimesi için yalnızca sıcak değil basınç ta önemlidir.

Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur.

Bir kabın içinde yada bir bardakta üst üstü duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar.

İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.

Kaynak: Somuncubaba Çocuk Dergisi-Eylül 2016

Daha fazla
685 results
Left Alışverişe geri dön
Siparişiniz

You have no items in your cart